Hayatın kendisi bütünüyle bir sınav olmasına rağmen biz hayata değil TEOG, LYS, KPSS .... v.b. gibi sınavlara odaklanıp bazen bütünü göremez hale gelebiliyoruz....
Hayatın kendisi bütünüyle bir sınav olmasına rağmen biz hayata değil SBS, LYS, KPSS .... v.b. gibi sınavlara odaklanıp bazen bütünü göremez hale gelebiliyoruz. Evet önümüzdeki sınavlar da hayatımızın gerçekleri ve bir şekilde aşılması gereken engellerimiz. Ancak kim olduğumuzun ya da nasıl bir hayat yaşayacağımızın ana belirleyicisi değiller. Bu nedenle sınav hakkındaki gerçekleri akılda tutarak hazırlıklarımıza devam etmek ve sınavlarımıza girmek bizim için daha yararlı olacaktır. Peki nedir bu gerçekler?
· Her şeyden önce sınav bizim kim olduğumuzun belirleyicisi değildir. Daha açık bir ifadeyle bizim ne kadar “akıllı” olduğumuzun ölçümünü vermez. Sınav bu zamana kadarki çalışma alışkanlıklarımız, ilgi ve yeteneklerimiz doğrultusunda edindiğimiz bilgi birikimimizi ölçen bir araçtır.
· Sınavın geleceğimizi şekillendirmedeki önemi tartışılmaz ancak geleceğin tek belirleyicisi olduğu da söylenemez. Sınav sonucunda kazandığımız lisenin türü ya da üniversitenin bölümü geleceğimizi şekillendirmede önemli bir çerçeve çizse de sınavı kazanamamak da önümüze alternatif imkânlar çıkarabilir. Yeter ki ilgi ve yeteneklerimizi doğru keşfedip alternatifleri doğru belirleyelim.
· “Sınav” hakkındaki inançlarımız “Mutlaka kazanmalıyım, kazanamazsam bu benim sonum olur.”, “Sınavı kazanamazsam hayatım biter”, “Başka şansım yok, ya kazanacağım ya da kazanacağım” gibi olumsuz düşünceler etrafında şekillendiğinde “Kaygı” düzeyimiz de o oranda artacaktır. Bu gibi zihnimizi olumsuz olarak koşullayan, bizi güçsüz bırakan düşünceler yerine “Sınavı kazanmak istiyorum”, “Başarmak istiyorum” gibi düşünce biçimleri isteğimizi ortaya koyacağı için başaramadığımız zaman yükünü taşımak da kolay olacaktır.
Sınav hayatımızın önemli bir gerçeği, o halde onu beklerken hazırlıklarımızı da bu gerçeği göz önünde bulundurarak yapmalı, yeterli bir şekilde çalışmalıyız. Sınava hazırlanırken dikkat edeceğimiz şeyler şunlar olmalı.
· “Kaygı” dediğimiz şey başlı başına kötü bir duygu değildir. Bizi dinamik kılar, bizi önümüze çıkacak tehditkâr durumlara karşı zinde ve atak yapar. Ancak kaygının aşırı olması bildiklerimizi unutmamıza neden olabilecek, başarı düzeyimizi düşürecektir. Bu durumu hatırda tutmak işimize yarayacaktır.
· Sınava olabildiğince erken, bizi yormayacak bir programla hazırlanmak, zamanımızı etkili kullanmak ancak bu süreçte sosyal ve kültürel faaliyetlere katılma, ailemiz ve sevdiklerimizle zaman geçirme gibi ihtiyaçlarımıza da cevap vermek hem bizi süreçten koparmayacak hem de tükenmişlik hissi oluşturmayacaktır. Sınava hazırlanmayı son ana kadar ertelemek “kaygıyı” arttıran bir etkendir.
· Kişilerin öğrenme stilleri farklılık gösterebilir, bu nedenle kendi öğrenme yöntemimizi bulup o doğrultuda sınava hazırlandığımızda öğrendiklerimizin kalıcı olduğunu görerek bildiklerimize daha çok güvenebiliriz.
· Öğrenme sitilimiz ne olursa olsun tekrar yapma bilginin kalıcılığı açısından önem taşır. Sık tekrar bildiklerimizi hatırda tutmamızı sağlar. Ancak birkaç aylık bir konunun birkaç gün içinde tekrar edilmesi işimizi zorlaştıracağından “kaygımızı” da arttırır.
· Deme sınavları sadece bilgimizi ölçmez. Sınavda nasıl davrandığımızı, ya da ne şekilde davranmamız gerektiğini de ortaya koyar. Bu nedenle deneme sınavlarında zamanı nasıl daha etkili kullanabileceğimizi, hangi test ya da sorudan başlamamızın bizi rahatlatacağını da görmüş oluruz.
· Sınavdan önce arkadaşlarla sürekli olarak bu konu hakkında konuşmak, ne bildiğimiz konusunda kendimizi yetersiz hissetmemize neden olabilir. Yetersizlik duyguları “kaygıyı” arttırır.
· Sınava hazırlanırken düzenli beslenme, düzenli uyku ve egzersiz hem kaygıyı hafifletecek hem de başarıyı arttıracaktır.
· Kaygı düzeyiniz arttığında derin nefes alın, nefesinizi ve nabzınızı kontrol etmeye çalışın. Gerilip gevşeme tekniklerini öğrenip kendinizi rahatlatmaya çalışın.
Eğer bütün bu yazanlar çerçevesinde yapabileceğiniz her şeyi yaptığınıza inanıyor ancak yine de kaygınız azalmıyorsa öncelikle okul psikolojik danışma ve rehberlik servisinizden, merkezimizden ya da alanında uzman birinden yardım almanız yararlı olacaktır.
*Bu yazı Başkent Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışma Merkezi´nin sayfasındaki bilgilerden yararlanılarak hazırlanmıştır.